40
Yaşımı geçtiğimde yıllar içinde farkında olmadan biriktirdiğim çeşitli
endişelerin toparlanıp, bir araya gelip bana açık meydan okuması sonucu
vücudumu daha fazla sorgulama gereği hissetmeye başladım. Çoğu zaman kendi
teşhislerimi koyuyor ve sonuçlarını beklemeye başlıyordum. Derin araştırmalarım
ve hislerim sonucu bir müddet sonra anladım ki ben kalp hastasıydım. Karımın
ısrarı ile gittiğimiz doktorlar ve yapılan testler aksini söylese de beni ikna
etmek pek mümkün olmuyordu, her an, her yerde kalp krizi geçirmeye aday
biriydim. Hastalığım (veya sağlığım) konusunda ikna olmamamın sonucu tıbbın ne
kadar güvenilebilir olabileceğini de sorgulamaya başladım. Yapılan testler
yeterli miydi? Testlerin hata oranı neydi? Ben sıkıntı içindeydim ve bana ciddi
bir sorunun yok denip duruyordu. Ne yaşarsam yaşayayım ve kendimi nasıl
hissedersem hissedeyim sonuçta yapılacak bir şey yoktu. Tıp ve doktorlar
sağlıklı olduğumu söylüyorlardı ve buna inanmak zorundaydım. Kimi
zaman inanır gibi yaptım, hormonal dengemin yerinde olduğu zamanlarda inandım,
kimi zaman da “ya öyle değilse” demeye devam ettim ve yıllar boyu sürüp giden
bir hastalık ve doktor serüveni yaşadım. Ama bu serüven günün birinde,
bambaşka, kapkara, yapışkan, bir kabusa dönüştü
Sıradan
testlerden birinde görülen, hemoglobin oranındaki düşüklük, “artık vakti de
gelmiş” denilerek bir kolonoskopi yapılmasını öngördü. 2 gün sonra, evet sadece
2 gün sonra 15 dakikalık bir işlem sonrası, penceresiz bir odada baygın
vaziyetten uyanmaya çalışırken aksanı iyi olmayan bir doktor şöyle dedi:
"orada bir şey var."
"ne yani, ne var?
"bir tümör."
"Peki ne? şey mi?"
"Evet bence kanser. Ama aldığımız parçayı patolojiye
yollayacağız 2-3 gün sonra kesin sonucu alırız."
İşte bu
kadar! Teşhis için, böylesi bir sonuç için her şey 15 dakikalık bir teste bakıyor. Kansersin! Bundan sonra
yaşadığın müddetçe bambaşka bir dünyanın içinde olacaksın. Soruların cevaplarını
bilmediğini düşüneceksin. Hiçbir zaman kendinden emin olamayacaksın. İnsanlara,
olaylara, her şeye her nesneye bakışın değişecek, ne kadar dirensen de başka
bir insan olacaksın. Hiç kuşkusuz daha bencil, duyarlılık ve duyarsızlık kriterleri
ve sınırları farklı, yargıları daha acımasız… Ve hep korkan!
Ahmet, 12yıllık kanser hastası olarak-kendimi kıdemli hissettim anlayacağın- merhaba...Uzun zaman oldu görüşmeyeli. Hayat bizim için bazen hızlı, bazen de çok yavaş akıyor... Seninle benzer duyguları paylaşıyoruz, konuşmaya devam...
YanıtlaSilBize kanserle mücadele de yakışır arkadaşım, paylaşımlarını bekliyorum sevgilerimle.
YanıtlaSilÇok teşekkürler Gülçin.
Sil