8 Aralık 2014 Pazartesi

TEŞHİS



40 Yaşımı geçtiğimde yıllar içinde farkında olmadan biriktirdiğim çeşitli endişelerin toparlanıp, bir araya gelip bana açık meydan okuması sonucu vücudumu daha fazla sorgulama gereği hissetmeye başladım. Çoğu zaman kendi teşhislerimi koyuyor ve sonuçlarını beklemeye başlıyordum. Derin araştırmalarım ve hislerim sonucu bir müddet sonra anladım ki ben kalp hastasıydım. Karımın ısrarı ile gittiğimiz doktorlar ve yapılan testler aksini söylese de beni ikna etmek pek mümkün olmuyordu, her an, her yerde kalp krizi geçirmeye aday biriydim. Hastalığım (veya sağlığım) konusunda ikna olmamamın sonucu tıbbın ne kadar güvenilebilir olabileceğini de sorgulamaya başladım. Yapılan testler yeterli miydi? Testlerin hata oranı neydi? Ben sıkıntı içindeydim ve bana ciddi bir sorunun yok denip duruyordu. Ne yaşarsam yaşayayım ve kendimi nasıl hissedersem hissedeyim sonuçta yapılacak bir şey yoktu. Tıp ve doktorlar sağlıklı olduğumu söylüyorlardı ve buna inanmak zorundaydım.  Kimi zaman inanır gibi yaptım, hormonal dengemin yerinde olduğu zamanlarda inandım, kimi zaman da “ya öyle değilse” demeye devam ettim ve yıllar boyu sürüp giden bir hastalık ve doktor serüveni yaşadım. Ama bu serüven günün birinde, bambaşka, kapkara, yapışkan, bir kabusa dönüştü

Sıradan testlerden birinde görülen, hemoglobin oranındaki düşüklük, “artık vakti de gelmiş” denilerek bir kolonoskopi yapılmasını öngördü. 2 gün sonra, evet sadece 2 gün sonra 15 dakikalık bir işlem sonrası, penceresiz bir odada baygın vaziyetten uyanmaya çalışırken aksanı iyi olmayan bir doktor şöyle dedi:

"orada bir şey var."
"ne yani, ne var?
"bir tümör."
"Peki ne? şey mi?"
"Evet bence kanser. Ama aldığımız parçayı patolojiye yollayacağız 2-3 gün sonra kesin sonucu alırız."


İşte bu kadar!  Teşhis için, böylesi bir sonuç için her şey 15 dakikalık bir teste bakıyor. Kansersin! Bundan sonra yaşadığın müddetçe bambaşka bir dünyanın içinde olacaksın. Soruların cevaplarını bilmediğini düşüneceksin. Hiçbir zaman kendinden emin olamayacaksın. İnsanlara, olaylara, her şeye her nesneye bakışın değişecek, ne kadar dirensen de başka bir insan olacaksın. Hiç kuşkusuz daha bencil, duyarlılık ve duyarsızlık kriterleri ve sınırları farklı, yargıları daha acımasız… Ve hep korkan!


3 yorum:

  1. Ahmet, 12yıllık kanser hastası olarak-kendimi kıdemli hissettim anlayacağın- merhaba...Uzun zaman oldu görüşmeyeli. Hayat bizim için bazen hızlı, bazen de çok yavaş akıyor... Seninle benzer duyguları paylaşıyoruz, konuşmaya devam...

    YanıtlaSil
  2. Bize kanserle mücadele de yakışır arkadaşım, paylaşımlarını bekliyorum sevgilerimle.

    YanıtlaSil