Tüm geleceğim bir anda yok oldu. Yok olan gelecek şu anı
da yok ediyor ve her şeyi anlamsızlaştırıyor. Böylesine anlamsız bir varlık
dünyasında hislerim de yok oluyor ve hissizleşiyorum.
Birden, kısa sürede, düşünsel dünyamda da çok şey olmaya
başlıyor. Önceleri konu hakkında konuşmamak, kanser kelimesini duyduğum haber
ve konulardan uzaklaşmak, mümkün olduğunca insanlardan uzak kalıp her türlü
konuşma olasılığını ortadan kaldırmak, yani bir inkar dönemi başladı.
Düşüncelerimizden silip atarsak neler yok olup gider acaba? Kanseri böyle yok
edebilir miyim? Keşke dilden de silmeyi başarabilsek. Hiç kimse bu konu
hakkında bir şey bilmemeli, konuşmamalı, soru sormamalı. Yakınların hiçbir
detayı merak etmemeli. Zaten sorguladıkları ve öğrendikleri şeyler ya bilgi
kirliliği içermektedir veya güncel değildir. Bunca ticari bir hayatta insan
hayatının satın alınıp satılabilmesi böyle hastalıklar sayesinde olmuyor mu?
İlaç sanayinin en büyük payı ölümcül hastalıklar üzerinde değil mi? Üstelik
konunun pek çok yanı da tıbbi otoriteler tarafından tamamen ticari amaçlarla
saptırılıp manipüle edilmiyor mu? Kısmen öfke dolu bu sorgulamacı dönem kendime
“peki ne yapacağım? Sırada ne var?” sorularını sormaya başladığımda sessizce
ağırlığını yitirmeye başladı.
İnkar
dönemi uzadıkça beraberinde yalnızlaşmayı da getiriyor. Kanserden söz
edilmesini istemiyorum ama söz etmek istediğim başka bir şey de yok. Diğer
insanların günlük dertleri veya idealleri, duyguları, sohbet konuları, basit
ilgileri beni ilgilendirmiyor. Başkalarına
dair ilgileneceğim hiç bir şey kalmıyor. Yakınlarım, arkadaşlarım bu durumu
anlamakta güçlük çekiyorlar. Onlardan beni anlamalarını da beklemiyorum. Zaten
bunun için kanser olmalarını bekleyemem ki!
Yine de bir miktar şeffaflığa ihtiyacım olduğunu hissetmeye
başlıyorum. Kalıcı korkularım da esas olarak bu dönemde kendilerini var
ediyorlar. Hastalık ile ilgili bilgilerim artıp durumun korkunçluğunu
algıladıkça nasıl bir lanete bulaştığımı anladım ve öfke ile bağırmaya
başladım: niye ben? Ve kırılgan vücudum çok kırılgan bir ruh hali
yaratıyor.
Kolonoskopi ile yaşanan ilk şoku başkaları izledi.
Karaciğerimde de metastaz vardı. Göründüğü kadarı ile her iki organdaki durum
da operasyona müsait idi. “Karaciğer bir aksilik çıkarmazsa eğer” diyen
operatörün uyarısı dışında bir sorun yoktu. Şansa ihtiyacım olduğunu
söylüyordu yangın merdiveninde sigara içerken yakaladığım ve bütün bu süreçte
söylemi ile beni moral olarak destekleyen tek tıp görevlisi olacak olan ünlü
operatör doktor. Beyaz şarabın ve beyaz kadınların güzelliklerinden, bu
ikisinin bir araya geldiği ılıman iklimlerden söz edip şimdilik bunların
dışında bir şey düşünmemeye çalışmamı ve gerisini kendilerine bırakmamı önerdi
Şans hangisiydi acaba? kanserin ameliyat edilebilir ve tedavi edilebilir olması
mı yoksa hiç kanser olmamak mı? Kimi durumlarda şans çok barizdir, yukarıdaki
gibi bir ikilemle sorgulanamaz. Söz gelimi lotoyu tutturmak gibi, veya 1 saat
sonra düşecek uçağı son anda kaçırmak gibi. Ama, hiç yer olmadığı halde son
anda bir yolcunun iptali sonucu aynı uçağa binen adamın, o gün mutlaka
katılması gereken hayati toplantıyı kaçırmamasının ne kadar büyük bir şans
olduğunu düşündüğü andaki durum mudur?
“ne
kadar da şanslıymışım” diyeceğimiz durumlar daha ziyade bir beladan
kurtulduğumuzu sonradan fark edeceğimiz veya öğreneceğimiz durumlardır. Yani
belanın yanımıza bile uğramadığı her sıradan gün aslında çok şanslı olduğumuz
günlerdir. Genelde, kendini şanslı olarak nitelendirmek moral açısından veya
savunma mekanizmalarını harekete geçirmesi açısından da olumlu bir durumdur.
Tersi nitelemeler ise komedi filmlerinde kullanılmak için çok uygundur.
Aslında bu filmlerde bile “şanssız” diyeceğimiz insanlar sürekli ölüm tehlikesi
atlatırlar ama “şansları” sonucu bir türlü ölmezler. Öte yandan başları hiç beladan kurtulmaz ve
bize de gülme fırsatı çıkar.
Ancak, hiç kimse, oğulları cepheden sağ salim dönen
anneler kadar şanslı olduğunu söyleyemez.
Yine de ben kendim için “çok şanslıyım” demeden
edemeyeceğim. Bundan sonra şansımı iyi kullanmalıyım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder