Evde salon, gündüz ziyaretime gelecekleri karşılamam
açısından daha uygun olacağı ve diğer zamanlarda da hem televizyon seyretmem
hem de aile üyeleriyle daha yakın olmam amacıyla benim için hazırlanmıştı.
Hastaneden çıkışın ardından evin sıcaklığında geçen bir haftada bir yandan
özlediğim yemekleri yerken bir yandan da bolca uyumaya vakit buldum. Gelen
ziyaretçilere de daha iyi davranmaya başladım. Böyle durumlarda konuşacak çok
şey olmuyor; nasılsınız, iyi misiniz? ler arasında gülümsemeler ve küçük
hastane anılarının tekrarlanması, kişilerin başından geçen benzeri durumların
anlatımı, anlatacak anısı olmayanların da yakın akrabalarının anılarına
başvurması ile ana temalar oluşuyor. Yalnız kaldığımda ve yemek yemeyip
uyumadığımda en çok düşündüğüm şeylerden biri ölüme bu kadar yaklaşmanın bende
nasıl bir duygulanım oluşturduğu idi. Gençlikte, hatta bu döneme gelene kadar
hiçbir ciddi rahatsızlık geçirmemiş ve ciddi bir nedenle hastaneye bile
gitmemiştim. (“hastane” benim için büyük demir kapıları olan; bu kapıların
belirli saatlerde çok önemli yetkileri olan görevlilerce açıldığı, gizliliği
olan ve bu gizliliğin sıkıca korunduğu bir devlet kurumu anlamını taşıyordu.
Ancak yaşadığım hastalık sürecinde İstanbul'da pek çok hastaneyi
tanıdım. Yıllar sonra bile kapılarından girdiğimde beni tanıyacaklarını
umduğum doktor, hemşire ve hastabakıcılarla arkadaşlık kurdum. Bana yaptıkları
eziyetler için hepsini affediyorum!) Ölüme göz kırpma konusu üzerinde kendimi
zorladım; başkalarına anlatabileceğim, aktarabileceğim tecrübe ne idi? Konuyu
kurcalayan da olmadı ama zaten soranlara verilecek cevabım yoktu. Ben ya sınıra
yaklaşmamıştım ya da sınır yoktu ve her şey basitçe başlayıp bitiyordu. Sadece,
eve döndükten sonra, yattığım yerden gördüğüm kimi şeyler, karşımdaki büfe,
koltukların deseni, çoğu insanların yüzleri gözüme farklı görünmeye başladı,
iyi ya da kötü değil, sadece farklı! Özellikle tam önümdeki büfeye fazlaca
bakmış olmalıyım; öyle ki zaman zaman evin içindeki sesler bile anlam
değiştirmeye başladı. Sonunda kızım önüme bir yığın film koyup zaman algımın
normale dönmesini sağlayana kadar bir şeylerin yavaşlamış olduğundan eminim.
Ameliyat olduğum bu hastaneye hastalığım nedeni ile
bir daha gitmedim. Bundan sonraki süreç başka bir hastanede başlayacak ve başka
bir doktorun gözetiminde yaşanacaktı: onkolojiye sevk edilmiştim ve artık
dilimlenmiş yaşam başlıyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder